Ana sayfa Toplum Politikacı hastalığı: Hubris Sendromu

Politikacı hastalığı: Hubris Sendromu

179
0

Tolstoy’a ait olduğu iddia edilen bir söz var. Bu sözün yazının başlığını açıklayan bir işlevi var: “Kibir ve inat bir kişinin kendini mükemmel görmesini sonra da sonunu oluşturur.”

Brain Dergisi’nde yayımlanan bir makaleye dayanan psikolojik hastalık Hubris Sendromu, David Owen ve Jonathan Davidson isimli psikiyatristlerin “güç zehirlenmesi” olarak tanımladığı bir durumdur.

Hubris Sendromu’nun özellikle politikacılarda görülen bir kibir hastalığı olduğu, bu kibrin “Tanrısal ego” boyutuna ulaştığı belirtiliyor.

Tanrısal Ego ile “Her şeyin belirleyicisi, karar vericisi, oluşturucusu, en doğru kararın o kişinin kendisinden çıkabilecek olduğu sanrısında olan bir ölümlü olmak çelişkisi” vurgulanıyor diyebiliriz.

Owen ve Davidson’ın Şubat 2009’da Brain Dergisi’nde yayımlandığında oldukça dikkat çeken çalışması; geçmişin, şimdinin ve geleceğin politikacılarının (ve politikacı adaylarının) psikolojik durumunu irdeleyerek tıp ve psikiyatri literatürüne önemli bir katkı sağladı.

Hubris Sendromu’na yakalanan politikacı ve siyasetçilerde görülen bazı özellikler kısaca şöyle belirtilmiş: Bireyin kendi yargısına aşırı güvenmesi ve başkalarının tavsiyesi veya eleştirisini aşağılaması




Gerçeklik ile temasın kaybı

Kişisel olarak başarabilecekleri konusunda abartılı bir özgüven

Her şeye kadir olma sanrısı

Huzursuzluk, pervasızlık, düşünmeden hareket etme hali

Her durumda haklı çıkacaklarının sarsılmaz bir inancı

Kendisini bir ulus ile bir tutma

Kendisine ”öteki” gelen grupları aşağılama ve hor görme

Kendi bakış açısını ve çıkarlarını, tüm ulusa atfetme ve özdeşleştirme

Söylemleriyle endişe yaratan davranışlar içine girme

Uygulanan politikaların bireysel menfaatlerle şekillenmeye başlaması.

Çalışmada bu sendromu taşıyan siyasetçilerin genellikle uzun süre görevde kalan kişiler olduğu belirtiliyor. Makalede ayrıca Hubris Sendromu’na yakalanan politikacıların uzayan görev süreleri ve sendromun etkisiyle başta ekonomik krizler, savaşlar, kaos ortamlarını oluşturma ihtimallerinin çok yüksek olduğu vurgulanıyor.

Makalede Birleşik Krallık’ta en uzun süre başbakanlık yapan Margaret Hilda Thatcher, Birleşik Krallık Başbakanları’ndan Tony Blair, Amerika Birleşik Devletleri’nin 20 Ocak 2001-20 Ocak 2009 tarihleri arasında bu görevde kalmış 43. başkanı George Walker Bush, John F. Kennedy , Richard Nixon ve daha pek çok kişi örnek olarak verilmiş.




ABD Başkanları için 1776-1974 yılları arasında yapılan akıl hastalığı incelemelerinde 18’inin (% 49); depresyon (% 24), kaygı (% 8), bipolar bozukluk (% 8), alkol veya madde bağımlılığı (% 8) bulguları taşıdığı gözlendi. 10 vakada (% 27), görevde iken çoğu durumda iş performansını düşüren bir bozukluk vardı.

Genel olarak ise (% 49) psikiyatrik bozukluk oranı ABD popülasyonundaki akıl hastalığı oranları ile uyumlu bulundu.

Çalışmada ayrıca narsistik kişilik bozukluğu da ele alındı. Erkeklerde, kadınlardan daha yüksek oranla yaşam boyu narsistik kişilik bozukluğu prevalans oranı gözlendi (sırasıyla %7.7 ile %4.8).

Hubris sendromunun ile narsistik kişilik bozukluğu arasındaki ilişkisi hakkında kesin bir çıkarım yapılmasa da son zamanlarda yapılan çalışmaların, sendromun narsistik kişilik bozukluğuyla da alakalı olduğu düşünülüyor.

 

Kaynak: https://academic.oup.com/brain/article/132/5/1396/354862

Kaynak: Hekimcebakis.org

Alıntı:  Matematiksel.org







BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here