Ana sayfa Toplum Özgürleşmek için affet…

Özgürleşmek için affet…

449
0

Bazen hayatımızda bizi birileri kırıp yaralıyor. Aldatan sevgilin, hakkını yiyen bir iş yerin, arkasını dönen bir dost, benliğinle savaşan bir ailen. Üzgün, kırgın, isteksiz… Kargaşanın arasında savrulurken hayallerimizden vazgeçmekle vazgeçmemek arasında savaşıyoruz. Yeniden  hayata meydan okurken, kırgınlıkların peşi sıra devam ediyor.  Bitmek bilmeyen bu serüven de mutluyum dediğin anda perde açılıyor, yeniden sahnede kalıyorsun. Oyuncular değişiyor acılar üzüntüler yine aynı …Başrol de oynayıp oyun arkadaşınla diyaloglara girip boşlukta kanat çarpıyorsun. Nasılsın ?diye sorduğumda çok mutluyum deyip yine güç rolüne büründüğün karanlık ve soğuk zamanı seyrediyorsun…

Gösteriş için yaptığın hobilerin yanında mutluluk pozu veriyor başkaları için ben buradayım demeye devam ediyorsun. Hayatın da bir çok kez hak etmedim dedin ve aynı cümleleri hayatının süsünü yaptın. Öfken, hırsın, bitmek bilmeyen arzuların peşinden koşarken yoruldun. Yine de devam ettin. Kendin için değil seni üzenler için adım attın. Göstermelik hobiler, göstermelik gezmelerin peşini bırakmayıp fotoğraflarda mutluyum mesajı verdin. Düşmelerin oldu ama fedakarlıkların peşini bırakmadın. Hem mağdur olmayı seçtin hem de fedakar olmayı. Öfken yüzüne tokat gibi çarptı, savruldun her tarafa ben buradayım dedikçe de seni kimse duymadı. Duyanlar ise maskeyi takmış sana geldiler. Hepsine kucak açtın bu da “yaralarımı sarar” dedikçe kayboldun.

Marie Rose Balter’in gerçek hikayesiyle devam etmek istiyorum;

Marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak dünyaya gelir. Annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan Marie’yi yurda verir. Ardından bir çift onu evlatlık edinir. Marie’nin kaderi ne yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist çıkar. Bu İtalyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp sistematik biçimde işkence eder. saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve Marie adeta cehennemden geçer.
Marie Rose 17 yaşında depresyondan felç geçirir. Halüsinasyonlar da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl hastanesine yerleştirirler. Marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve çok zor yıllar yaşar. Umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur. Yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür.

Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie’nin durumunu yeniden değerlendirir. Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. Arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla Marie hastaneden çıkar.

O artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır. Terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuz dört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktı, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih etti.

Yetkililer “Aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız” dedikleri halde Marie, Salem State Üniversitesine Psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. Bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadalesini kazanır. Kendisi gibi akıl hastanesinden çıkmış ve iyileşmiş Joe ile evlenir. Kocası maalesef altı sene sonra ölür ve Marie kendini işine verir. Uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra Harvard Üniversitesi’nde mastır yapar. Psikiyatrik hastalarla çalışır, konferanslar verir. Biyografisi yazılır ve hayatı film olur (Nobody’s Child). Bir çok ödüle laik görülür.

Elli sekiz yaşındayken, ‘vay be’ dedirtecek bir şey yapar: On yedi yılını geçirdiği Masachusetts Danver Devlet Hastanesine yönetici olarak atanır.
Verdiği bir basın toplantısında şunları söyler: “Eğer affetmeyi öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. Yaşamım ziyan edilmiş bir yaşam olurdu. Ve bugün bu hastahaneye yönetici olarak dönemezdim.”
(Marie 6. Ağustos 1999 yılında Massachusetts’de vefat etmiştir.)

Affetmelisin;

Affet özgürleş,

Affet hırsın, öfken bitsin…

Neden bu kadar öfkeliyim diye fısılda kendine. Ağladığın, yalnız hissettiğin, hırslandığın odaya geç, her kimse affet. Karşındaki kişi için değil  kendin için bir adım at ve affet.

Karşına çıkanlar;hayatın ilizyonuna kapılıp, kendini kaybettiğin anda kendini hatırlatmak içindi.Karanlık gecenin sessizliğinden uyanıp yeniden seni fark ettirmekti.

Düğümünü fark edip çözmek için çaba göster kendin için affet.

@ozlemkulyoga




BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here