Ana sayfa İnsiyatif Ordu Fatsa’da neler oldu?

Ordu Fatsa’da neler oldu?

385
0

Kaz Dağları yakınlarındaki Çanakkale’nin Kirazlı köyünde yürütülecek altın arama faaliyetleri ile ilgili tartışmalar sürerken, Türkiye’de daha önce altın aranmış bölgelerin şu anda ne durumda olduğuna bakmakta fayda var. Bu adreslerden ilki Ordu’nun Fatsa ilçesi.

2012’de Fatsa’nın Yukarı Bahçeler köyü Engiz mevkiinde İngiliz Stratex International’ın yerli ortağı Bahar Madencilik’le kurduğu Altıntepe Madencilik, 196 hektarlık bir arazide altın madeni kazmaya ve siyanürle altın ayrıştırmak için sıvı havuzları oluşturmaya başladı.

Engiz bölgesinde altın madeni kurulmadan önce bölgede fındık bahçeleri ve ormanlık alanlar vardı. Madenin bulunduğu tepe hayvanların otlağıydı. Öte yandan madenin bulunduğu alanın etrafında çok sayıda yerleşim var. Kuş uçuşu 2 kilometre mesafede Sarıhalil, 500 metre mesafede Kocahisar, Erenyurt, 300 metre mesafede ise Maksutlu mahallesi yer alıyor.

Bölge halkının anlattıklarına göre altın madeninin sahipleri bölgeyi almak için çok uğraşmışlar. Köylüler olayı şöyle anlatıyor, “Siyanür atık havuzunun olduğu yerde 4 dönüme yakın fındık arazisi vardı. Sahibi burayı satmak için direndi ama kamulaştırma davası açıldı. Böyle olunca, köylüler satmaktan başka çare bulamadı.”

MEYVELER ÇÜRÜYOR

Ordu Çevre Derneği, geçtiğimiz yıl madenin yerel halkın hayatını nasıl etkilediğini araçtırmak için köylülerle görüştü.

İbrahim Akkaya, “Yağmur çok yağdığında bu suya siyanür karışmayacak mı? Karışıyor da zaten. 15-20 yıl sonra halimiz ne olacak?” diye soruyor.

Madenin yarattığı toz yüzünden pencereleri açamadıklarını, nefes alamadıklarını söyleyen Semiha Atar, “Günde 3 defa yolları sulamaları gerekirken bunu yapmıyorlar” diye şikayet ediyor.

Emine Atar ise yoldan durmadan kamyonlar geçtiği için gece gündüz evlerinin sallandığını, her gece uykusundan zıpladığını anlatıyor.

Fatsa’da yaşayan Cavit Uçar, iki yıldır fındıklarda kuruma olduğunu söylerken, “Fındıklar çürüyor, kimse almıyor” diyen Ramiz Uçar ise 150 kilo fındığı zor sattığını belirtiyor.

Köylülere madenin hiçbir zararı olmadığı konusunda defalarca konuşmalar yapıldığını belirten Uçar, ektikleri sebze ve meyvelerdeki değişimi şöyle ifade ediyor: “Fasulyenin üstü göz göz oluyor. Daha toplamadan çürümeye başlıyor. Önceden ne meyvelerde ne de fındıkta yanma olurdu. Meyveler eskiden aylarca dururdu, şimdi dalında çürüyor. Biz bunları madene bağlıyoruz.”

Osman Nuri Ocak ise kaygılarını şöyle dillendiriyor: “Fındığı eskiden ikiye böldüğümüzde dümdüz olduğunu görürdük. Şimdi içinde oyuklar var. Acaba ‘Madendeki siyanür fındığı mı etkiliyor?’ diye kaygılanıyoruz. Fındığa etki ediyorsa, bize de etki ediyor demektir. Kanser vakalarının artmasından korkuyoruz.”

Evine 700 metre mesafede siyanür havuzları açıldığını söyleyen Cevat Atar, burada insanlık suçu işlendiğini vurguluyor. Hali hazırda sadece Çakmaklı mahallesinde 6-7 kanser vakası olduğunu, Bahçeler köyünde de kanser hastalarının sayısının az olmadığını söylüyor. “İnsanlar ‘Madenin zararı yok’ diye kandırıldı. Devletin Fatsa’ya büyük bir kanser hastanesi yapması gerekecek” diyor.

Atar, bu iş başlarken maden yanlısı kişilerin “Siyanürün zararı yok, devlet çıkarır. Siz şimdi askerle karşı karşıya mı geleceksiniz? Sizi tutuklarlar, cezaevine koyarlar, mahkemelerde sürünürsünüz” gibi sözlerle yerel halkı korkuttuğunu öne sürüyor.




Başta madenle karşı mücadele veren halkın sonradan sindirildiğini belirten Ramiz Uçar şöyle diyor: “Burada madene karşı yürüyüşe giden adamı 10-15 defa karakola çağırdılar! Hiçbir davadan doğru düzgün sonuç alamadık. ‘3-5 yıl kalıp gideceğiz’ diyorlardı. Ama şimdi ‘25 yıl buradayız’ diyorlar. O zaman zaten durum ortada, ormanlarımız kompe gidecek, Ünye-Fatsa arasındaki Seylik Ormanları yok olacak.”


14 YILLIK PLAN

Bu arada, Altıntepe Madencilik’in bundan iki ay önce, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na kapasite artırımı için başvurarak ÇED sürecini başlattığı basına yansıdı. Maden şirketi, kapasite artışı projesi ile 196 hektarlık mevcut çalışma alanını 395 hektara, yani iki katına çıkarmak istiyor. Açık ocaklara ek olarak 8 ayrı açık ocakta, 14 yıl sürecek üretim faaliyetleri planlıyor.

(Melis ALPHAN’ın yazısından alınmıştır)


BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here