Ana sayfa İnsiyatif “Maden Kaz Dağları’nda değil ancak Kaz Dağları ekosisteminde”

“Maden Kaz Dağları’nda değil ancak Kaz Dağları ekosisteminde”

345
0

Maden Mühendisleri Odası, Çanakkale’de devam eden altın arama faaliyetleriyle ilgili ön inceleme raporunu yayınladı. Rapora göre maden şirketinin yürüttüğü kazının Kaz Dağları Milli Parkı’nda olmadığı ancak Kaz Dağları ekosistemi içinde bulunduğu kaydedildi.

Maden Mühendisleri Odası, Çanakkale’de Yürütülen Altın Madenciliği Arama ve İşletme Çalışmaları Ön İnceleme Raporu’nu yayınladı. Oda yaptığı açıklamada bir çalışma grubu oluşturarak bölgeye gönderdiğini ve bu raporu orada edinilen bilgiler ışığında oluşturduklarını kaydetti.

TMMOB’un hazırladığı raporda özetle aşağıda belirtilen hususlar belirtiliyor.

– Kaz dağlarında yapılan maden arama ve sondaj çalışmalarının genel olarak yapılan maden arama çalışmalarından farklı değildir.

– Tüm maden aramalarında olduğu gibi altın madeni arama faaliyetlerinin herhangi bir aşamasında siyanür kullanılmamaktadır.

– Altın arama çalışmaları milli park alanlarının dışında yapılmaktadır.

– Her sondaj için 100-300 metrekarelik alan kullanılmakta olup sondaj çalışmalarında su ve bentonit dışında başka bir devir daim sıvısı kullanılmamaktadır.

– Sondaj çalışmaları sonucu çevreye aşırı bir zarar verilmediği, yapılan çalışmaların Orman Müdürlüğü‘nün izni dahilindedir.




İŞLETME YERİ KAZ DAĞLARI EKOSİSTEMİNDE

Rapora göre işletmenin yeri Çanakkale ile Çan ilçesi arasında Kirazlı Köyü Balaban Tepesi mevkiinde ve “Kaz Dağları Milli Parkı” sınırlarına 40 km mesafededir. Raporda ayrıca tartışma konusu olan doğa tahribatıyla ilgili şu ifadelere yer verildi “İşletmenin her ne kadar milli park sınırları dışında olsa da Kaz dağları ekosistemi içerisinde yer aldığı ve ekosistemi ne kadar etkileyeceği bilinmemektedir.



NEDEN MADEN YER ALTINDA AÇILMADI

Maden işletme yöntemi olarak çevresel etkileri açık işletme yöntemine göre daha az olan yeraltı işletme yönteminin neden tercih edilmediği bölgeye gönderilen çalışma grubu tarafından incelenmiş. Yapılan görüşmelerde cevherin jeolojik yapı içerisindeki dağınıklığı nedeniyle, cevherin tamamının teknik olarak yeraltı işletme yöntemi ile çıkarılmasının mümkün olmadığı ancak ileriki yıllarda cevherin derinleşen kısımlarında bu dağınıklığın yok olması ve derinliğin artması nedeniyle yer altı madenciliğine geçişin düşünüldüğü belirtilmiştir. Ayrıca çalışma grubu tarafından ÇED Raporu üzerinde yapılan incelemede bu husus ile ilgili olarak bir değerlendirmede bulunulmadığı belirtildi.


ZENGİNLEŞTİRME YÖNTEMİ OLARAK YIĞIN LİÇİ SEÇİLMİŞ

Altın madeninin siyanür ile ayrıştırılma işleminde, yöntemi olarak yığın liçi yöntemi yerine, çevreye daha duyarlı olması nedeniyle neden tank liçi yönteminin seçilmediği çalışma grubu tarafından firma yetkililerine sorulmuş. Firma yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, aslında tank liçi yönteminin yığın linç yöntemine göre daha randımanlı olduğu, aynı yöntem ile daha çok altın üretilebileceği ancak ocak sahası içerisinde bulunan altın cevherinin minerolojik, fiziksel ve kimyasal özellikleri gereği teknik olarak tank liçinin mümkün olmadığı belirtilmiş. Çalışma grubumuz tarafından, ÇED raporunda üzerinde yığın liçi yönteminin neden ve nasıl seçildiğinin yer aldığı, ancak tank liçi yönteminin tercih edilmemesinin teknik nedenlerinin belirtilmediği tespit edilmiş.

SİYANÜR SORUNU

Rapora göre maden arama çalışmaları sırasında siyanür kullanılmamaktadır. Yani “siyanürle altın aramacılığı” diye bir olgu yoktur. Siyanür, maden işletmeciliği sırasında altının cevherden ayrıştırılması için yapılan liç işleminde kullanılmaktadır. Diğer bir sorun liç işlemi sürecinde kullanılan siyanürün kontrolüdür. Firma yetkililerinin, işletme faaliyetlerinin ulusal mevzuata uygun olduğunun belirtilmeleri üzerine, çalışma grubu tarafından firma yetkililerine, bugüne kadar ülkemizde sadece iki maden işletmesinde bulunan ve siyanürün temininden, taşınmasından son kullanımına kadar her aşamanın uluslararası bir prosedür tarafından denetlendiği “Siyanür Kodu”na -International Cyanide Management Code (ICMI)- üye olup olmayacakları sorulduğunda, kendileri tarafından hazırlanmış olan “Siyanür Yönetim Planı” içerisinde bu durumun açıklandığı, ancak bu prosedüre müracaatın ocağın üretime başlamasından sonra yapılacağı söylenmiştir. Yapılan açıklamada ÇED Raporu kapsamında hazırlanmış olan “Siyanür Yönetim Planı”nın “Siyanür Kodu” alabilecek şekilde hazırlandığını işletme yatırımlarının bu şekilde planlandığı belirtilmiştir. Çalışma grubu tarafından ÇED Raporu üzerinden yapılan incelemede yukarıda belirtilen hususların “Siyanür Yönetim Planı” içerisinde yer aldığı saptanmıştır. Ancak bu çalışmaların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından titizlikle denetlenmesi gereklidir.

ASİT MADEN DRENAJI

Çalışma grubu tarafından önemli bir husus olarak belirlenen konulardan birisi de “asit maden drenajı” sorunu olup, bu konuda ne tür önlemler alındığı sorulmuştur. Firma yetkilileri tarafından öncelikli olarak asit maden drenajına neden olacak yağmur sularının işletme sahasına minimum miktarda girebilmesi için işletme sınırlarının kanallarla çevrileceği ve bu sayede yağmur sularının işletme sınırlarına girmesinin engellenerek asit maden drenajının önleneceği, akabinde saha içerisine girecek olan yağmur sularının pasa sahasından “Susuzlandırma Havuzları”na aktarılacağı, PH dengesi sağlandıktan sonra kapalı devre işletme sistemine alınarak işletme suyunda kullanılacağı belirtilmiştir.

Çalışma grubu tarafından ÇED Raporunda yapılan incelemede bu hususların raporda yer aldığı görülmüştür. Ancak önemli olan, bu işlemlerin ocakta üretim yapıldığı sırada uygulanması olup bu konuda ki çalışmaların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından titizlikle denetlenmesi gereklidir.

YERALTI SUYU KULLANIMI

Altın madeni işletmeciliğinde su kullanımının önemli bir husus olması nedeniyle işletme ömrü süresince ihtiyaç duyulan suyun nasıl ve nereden sağlanacağı çalışma grubu tarafından firma yetkililerine sorulmuş. Firma yetkilileri tarafından yeraltı sularının azalmaması, işletme faaliyetlerinden etkilenmemesi ve çevreyi olumsuz etkilememesi için yeraltı suyunun kullanılmayacağı belirtilmiş su ihtiyacını gidermek amacıyla işletmeye 28 km. uzaklıkta (Çanakkale’ye 75 km. uzaklıkta) Çan ilçesine bağlı Zeybekçakır köyü civarında 3.490.000 m3 aktif kapasiteli Altınzeybek Göletini yaptırıldığını, bu Göletin işletmesinin DSİ Genel Müdürlüğünce yapılacağı ve bu Göletten kendileri ile birlikte yöre halkının da yararlanacağı ifade edilmiştir.

Çalışma grubu tarafından yapılan incelemede bu hususun ÇED Raporunda yer aldığı, gölet inşaatının devam ettiği tespit edilmiştir. Ancak bu barajın aynı işletme tarafından ruhsatlandırılan ve işletmesi planlanan Ağıdağı maden sahasında da kullanılacağı ÇED Raporunda belirtilmektedir.

İŞLETMENİN ATİKHİSAR BARAJINA ETKİSİ

Çalışma grubu tarafından altın madeni işletmesinin herhangi bir nedenle Çanakkale ilinin tek su kaynağı olan Atikhisar Barajı’nı etkileme olasılığı konusundaki riskler ile alınan önlemler incelenmiş. Plan üzerinde yapılan incelemede, söz konusu barajın maden sahasına yatayda 14 km mesafede bulunduğu, maden ocağının en alt seviyesi ile Barajın en yüksek seviyesi arasında yaklaşık 200 metrelik bir kot farkı olduğu (ocak barajdan 200 metre daha yüksektedir), bununla birlikte ocağın yeryüzü sularının akış yönünün Atikhisar Barajı ile farklı olması nedeniyle bunun mümkün olmayacağı kanaatine varılmıştır. Ocak içerisinde kullanılan suların alınan tüm önlemlere rağmen kontrolsüz bir şekilde işletme dışına çıkması halinde topoğrafik özellikler nedeniyle Biga bölgesini etkileme ihtimali bulunmaktadır. Ancak işletmenin Atikhisar Barajı koruma alanı içerisinde yer alıp almadığı, bulunduğu yatay veya dikey uzaklık ve yön itibariyle olası etkileri hususunda ilgili uzman meslek odalarının görüşü alınarak, hazırlanacak kapsamlı raporda bu görüşlere yer verilecek.

KESİLEN AĞAÇ SAYISI

Çalışma grubu tarafından kamuoyunda altın madeni işletmesi için ÇED Raporunda 45.000 ağaç kesileceği belirtilmesine rağmen, Bakanlık tarafından yaklaşık 13.400 ağaç kesildiğinin açıklanması, buna karşılık kamu oyunda 195.000 ağaç kesildiği iddiaları firma yetkililerine sorulmuş. Firma yetkilileri kesilen ağaç sayısı konusundaki farklılığın amenajman hesaplamalarındaki kriterler ile ağaç tanımlamasındaki farklılıklardan kaynaklandığını ifade etmişlerdir. Firma yetkilileri kesilen ağaç sayısını kendileri tarafından da bilinmediğini kesim işlerinin tamamının Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapıldığı, ancak kesim alanı sınırlarının ÇED Raporu sınırları ile aynı olduğu ifade edilmiştir.

Çalışma grubu yapılan incelemede bütün işletme sınırları birebir inceleyememiş. Kesin sayı hazırlanacak detaylı raporda kamuoyuna sunulacak.

YASAL İZİNLER

Çalışma grubu tarafından ÇED Raporu üzerinde yapılan incelemede işletme için maden mevzuatı ve dolaylı diğer mevzuat hükümlerine göre alınması gereken tüm yasal izinlerin alındığı görülmüştür. Rapora göre bu izinlere ilişkin bilgiler ve yapılacak detaylı incelemelere nihai raporda yer verilecek. Ancak ülkemizde yasaların hazırlanması aşamasında ve uygulanmasında mevzuatı düzenleyenlere ve uygulayıcılarına duyulan güvensizlik nedeniyle kamuoyunda haklı tepkiler oluşmaktadır. Bu nedenle altın madeninin işletilmesi sırasında yaşanacak olası bir olumsuzlukta tüm sorumluluk bu yasaları yapanlar ile uygulayanlara ait olacaktır.

EKONOMİK VERİLER

Çalışma grubu tarafından fizibilite raporunun incelenmesi sonucunda işletmenin ilk yatırım maliyetinin 492.382.000 USD, işletme maliyetinin 814.682.000 USD olmak üzere toplam yatırım maliyetinin 1.307.064.000 USD olacağı tespit edilmiştir. Buna karşın elde edilecek gelirin 1.854.826.000 USD olacağı öngörülmektedir. Bu verilere göre 52.980.000 USD devlet hakkı, 22.287.000 USD kurumlar vergisi ödenecek olup bu faaliyetten dolayı firmanın vergilendirilmiş net kazancının 472.495.000 USD olacağı öngörülmektedir.

Bu rakamlar fizibilite raporunun hazırlandığı tarihteki ekonomik göstergelere göre belirlenmiş olup güncel verilere göre değişiklik gösterebilmektedir

(Cihan KAYALI)




BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here