Ana sayfa Kültür Ege’de bir sevgi köşesi ‘Aşıklar Şelalesi’

Ege’de bir sevgi köşesi ‘Aşıklar Şelalesi’

569
1

Bu hafta Haberİnsiyatif ekibi olarak rotamız Ege’nin saklı cennet köşesi Aşıklar Şelalesi. Sizi çam ormanları kokusu ile buz gibi suların arasından 1500 metre yüksekliğe çıkartıyoruz.

“Âşk imiş her ne var âlemde

İlm bir kıyl u kâl imiş ancak.” (Fuzûlî)

(Dünyada her şey aşktan ibarettir. İlim sadece dedikodudan ibarettir.)

Aşkın ne büyük bir kuvvet olduğunu yüzyıllar boyu dillendirdi şairler ki insanın yüreği muhabbet tohumunun tarlası idi, elbet ekini aşk olacaktı. Yoksa Mevlana, “Aşk olmasaydı dünya donar kalırdı” der miydi?

Arif KEVENOĞLU

Konuyu aşk ile açmamızın hikmeti, bu hafta sizlere İzmir’in Dikili ilçesi sınırlarında kalan Nebiler Köyü’nün gerdanlığı “Âşıklar Şelalesi”ni tanıtacak olmamız.

AŞIKLARI BAĞRINDA SAKLAYAN KOCA ÇINAR

Rivayet o ki, peri padişahının kızı Sümeyra, köyün civanı Yörük Ali’ye âşık olur. Yörük Ali de Sümeyra’ya. İki âşık asırlık çınarın gölgesinde Nebiler deresinin çağıldayan sularına bakarak baharlanırken, peri padişahı bir ölümlüye kız verecek adam değildir. Karanlık bir ağız haberi uçurunca hemen askerlerini gönderir. Emir kesindir, ” Yörük Ali öldürülecek, sultan kız saraya getirilecek.” Bizim âşıklar askerleri görünce yalvarır tam o anda koca çınar yarılır ve âşıkları bağrında saklar. Askerler gidince kavuktan çıkan âşıklar yeniden yaradana el açar, muhabbetleri çağlar boyu sürsün diye. Hikmet-i Hüda dualarını karşılar ve ikisini de Nebiler deresinin şelalesi eyler. Derler ki bu mucize karşısında hata ettiğini anlayan padişah ağlaya ağlaya serpilip dökülen sulara bakar sonra da şelalesinin hemen üzerindeki mağaraya kapanır. Günlerce köylüler ağlama seslerini dinler peri sultanının. Sonunda ne olur bilinmez ama o günden sonra mağaranın adı “Ağlayan Mağara”, şelalenin adı ise “Âşıklar Şelalesi” olur çıkar.

EGE’NİN SAKLI CENNET KÖŞESİ

Arif Kevenoğlu, “Çam ormanlarıyla tesettürlenen vadisi, asırlardır saltanat süren çınarları, 1500 metreden doğup kah böbürlenip coşan, kah ağırbaşlı akan deresi ile bu doğa harikası, hâlâ âşıkların buluşma noktası. 86 basamaklı ahşap merdiven doğrudan serin suların kıyısına bırakıyor sizi. Yüzünüze buseler konduran damlalarsa heybetli şelalenin misafirlerine ikramı oluyor. 20 metrelik kayalıktan dökülen sular yaz sıcaklarında serinlemek hevesinde olanlar için doğal havuz oluşturmuş. Âşıklara bir “merhaba” bırakıp vadi içinden yükselen patikayı takip ediyorum. Kısa zaman sonra efsanenin bir başka parçası karşılıyor beni. Hayretten açïlmış gözü andıran mağara, her yöresinden gözyaşı gibi damla damla dereye karışıyor, bitmeyen pişmanlığın anıtı misali. Burada rakım 230 metre. Fakat 900 metrede bir başka güzel, cazibesiyle meftun etmek için bekliyor. Yolunu dik yamaçlarla, düdenlerle zahmetlemiş olsa da, bahşettiği efsun hepsine değiyor. Burası ‘Ece Şelalesi’. İsmi gibi narin ve nazenin salınıp akan, sularını topladığı yerde ferahlık lütfeden bir de gölet bırakan sular, ‘Âşıklar’a nazire yapıyor. Güzelliğin sarhoşu iseniz gayrete gelip vadiyi tırmanmaya devam edin. 1300 metrede alımlı çalımlı “Sümeyra Şelalesi” sizi kırkıncı odadan içeriye almak için şuh akışıyla bekliyor olacak. Mest eden bir rüyanın tabiri gibi zarif yüzyıllardır akıp, taşa şekil veren, toprağı eleyen, insanı hayretten hayrete düşüren bu coğrafya, gezginler için saklı cennetlerden biri. Bin bir hisle geriye döndüğünüzde Âşıklar şelalesinin yamacına kurulu tesiste kahvenizi yudumlayabilir; eğer bu birlikteliği uzatmak isterseniz bungalov seçeneğini değerlendirebilirsiniz.”




AŞKI ANLATMAYA NE KALEM NE DE DİL YETER

Kevenoğlu, “Dostoyevsky; ‘Cehennem nedir?’ diye sorar ve şöyle açıklar, ‘Sanıyorum ki sevme yetisinden yoksun olmanın ıstırabıdır. Hayatı boyunca sevgisizliğin pençesinde kanamış bir ruhun, böyle bir yargıya varması ne büyük erdem. Ve ne kadar da haklı. Hakiki sevgiyi başıma taç eden, yetmeyip efsaneleştiren, üstüne türküler serpen, alını al morunu mor edip er meydanında destekleyen insanımız bu hükmün yaşayan halidir elbet. Güzel olana hayran olmak kadar sahip çıkmak da gerek. Yolda olmanın, doğal olana ulaşmanın diyeti budur çünkü. Yunus dilinde bitirelim öyleyse ve sevmeyi aşka tahvil eden ecdada yakışır nesil olmanın duasına bağlayalım; “Âşkın zehri benim için panzehirdir.’ Doğada kalın, hayata bir de buradan bakın. Yeni rotalarda buluşmak üzere. Takipte kalın; @mavikedi35, @gezgininruyasi_16, @mecmuam”




1 YORUM

  1. İzlenimler, kadrajı izah ve betimlemeler görmeseniz de önünüze açılan bir televizyon gibi. Seyrine dalıyorsunuz bir anda içine alıyor sizi çizilen tasvir.Kişiler canlanıyor peri padişahının ülkesine girmiş gibi oluyorsunuz.Hatta şelaleden sıçrayan suları hissediyorsunuz yüzünüzde.
    Tebrikler kardeşim.Devam.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here