Ana sayfa Kültür Bir Uludağ hikayesi: Softaboğan

Bir Uludağ hikayesi: Softaboğan

321
0

Bu hafta, Bursa’nın nişanesi Uludağ’ın su ile yeşili buluşturan şaheser tablolarından biri olan Softaboğan Şelalesi’ndeyiz.

Uludağ, bize rağmen hâlâ eşsiz bir mücevher gibi parıldamaya devam ediyor. Bu nadide ziynetin göz kamaştıran elmaslarından biri de Softaboğan. Her hafta Bursa’nın veya Türkiye’nin özel bir köşesini sizlerle buluşturma gayemizin bu haftaki durağı Uludağ’ın Softaboğan Şelalesi. Ben Cihan Kayalı ve rehberimiz Arif Kevenoğlu ile birlikte Softaboğan Şelalesi’ni sizlere anlatmaya çalışacağız. Şimdiden keyifli okumalar…

Kevenoğlu, “Solakzâde’ye göre, Sultan Selim’in kardeşi Şehzade Ahmet, tam da burada beş kardeşini boğdurarak öldürtünce, hem asker hem eren olan bu er kişilerden tarif, halk arasında “Softaboğan” olarak anıla gelmiş. Sonrasında Yavuz Selim, sultan olunca burasını avlağı yapmış ve bu bölge “Sultan Selim Çamlığı” olarak adlandırılmış. Tarihine bulaşan kanlı hikâyeyi temizlemek için o günden beri, ak karların saf sularıyla bedenini yıkayan Kırkpınar deresinin, en şöhretli çocuğudur Softaboğan. Öyle heybetli duruşu, şahlanarak yüksekten dökülen suları yoktur ama taşlarını yırtan, o kara günün masumlarına ait tırnak izlerini saklamak için, yatağına açtığı derin çukurda biriktirmiştir sularını. Suyun duası kabul olmuş, o gün bu gündür Softaboğan, acı çığlıkları insan neşesine çeviren cennet mekân oluvermiştir. Bakacak tarafına giden yolun sağ tarafında kalan Dombay Çukuru’nu mesken tutmuş Kırkpınar deresi; düdenlerinde su perilerinin işvelendiği, haşmetli karaçamların sınırları boyu nöbet tuttuğu, berrak sularından nasiplenen çiğdemlerin hiçbir yerde olmadığı kadar beyaz açtığı, gözesinden döküle saçıla, başını taşlara vura döke hasretine koşan suların kollarında sakinleştiği cennet rüyasıdır. Eğilip bükülmeden, nazenin kıvrılışlarla şen kahkahalar gibi çağıldayarak Cumalıkızık’a varır. Bu noktadan sonra zirvenin sert ve hırçın suları dinginleşir, yerini ovanın tembelliğine bırakır. Bağrından kopup geldiği Uludağ’a özlem dolu kaçamak bakışlar atarak uzaklarda yiter. Yüzyıllardır yaşanan ve yaşanmaya devam edecek bir hikâyedir bu.

Şehir yaz sıcağından bunalırken, doğaseverlerin adını tebessümle andıkları bir mekândır Softaboğan. Tebessümle diyorum çünkü eteğinde oluşan göleti, buz gibi suların toplaştığı, hem derinliği hem genişliği ile yüzmek için bu bölgedeki yegâne havuzdur. Bodur ardıçların, afilli kayınların, filinta gibi çamların boy gösterdiği bir karnaval yaşanır yamaçlarında. Çimenlerin göz boyası patikadan ilerlerken sarı baharlar, kekikler, çiğdemler koku olur renk olur karşılar sizi. Dere boyu ilerlerken bir an dönüp ardınıza bakarsanız, yüceliği altında huzurlu nefes alan bu büyülü manzarayı her daim gözetleyen “Rasat Tepe”yi de fark edebilirsiniz. Ciğerlerinize dolan dağ havası, suyun efsunlu sesi, şen şakrak kuş gülüşleri asıl görülmesi gerekene girizgâh yapar. Kayaların, toprağın bağrını yarıp yükseldiği noktadan sonra patika, suyun düğününe ulaşır. O nasıl bir coşkudur, nasıl bir curcunadır. Vadi boyunca koşarak hızını almış dağ suları, derenin genişleyen yatağında toplanıp 5 metreden özgürlüğe uçar. Bu öyle bir güç gösterisine dönüşür ki düştükleri yerde taşları yerinden oynatır, toprağın özüne ulaşır, sonra geniş havuzda biraz soluklanıp şehre doğru var gücüyle tırısa kalkar. Burası Softaboğan Şelalesidir. Konuklarını güzelliğini seyretmeye, tene gıda ruha şifa sularında eğleşmeye çağırır her mevsim.”

 

DOĞANIN AYAĞINA ÇELME!

Kevenoğlu, “Tarih insanın yapıp ettiklerini anlatır fakat doğanın da bir tarihi vardır elbet. Tarihi yapan değildir belki ancak talihi onu katıverir serüvenin içine. Onu yok sayıp görmezden geldiğimiz, hor gördüğümüz her dakika insanlığın kaderine bir çelme daha çakıyoruz. O düşüp, sendelemiyor mutlaka bir yol buluyor, oysaki bizler onsuz hep bir kanadı eksik kalıyoruz.

Doğayla barışık olun, takipte kalın.” @mavikedi35 @mecmuam




BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here